Ahmet Davutoğlu "Erdoğan'ın İsteği Başbakan Gibi Görün Ama Başbakan Olma" İdi

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu Erdoğan'ı ve Ak Parti'yi eleştirdi. Yeni parti kurma iddialarına kadar bir çok konuda açıklama yapan Ahmet Davutoğlu'nun röportajı gündeme bomba gibi düştü.

Ahmet Davutoğlu
Ahmet Davutoğlu Umut Aslan

Ahmet Davutoğlu Bidebunu İzle Yavuz Oğhan'ın sunduğu ‘Bidebunuizle’ adlı programa konuk oldu. Davutoğlu, Akif Beki, Yavuz Oğhan, İsmail Saymaz’ın sorularını yanıtladı.

Ak Parti hükümetlerinde 3 dönem başbakanlık görevlerinde bulunan eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, görevden alındığı günden bu yana ilk kez bir programa katıldı. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Davutoğlu, "Önümüzü kesmeye çalışsalar da ben konuşacağım. Yeni pratik, eğer başka yol kalmazsa parti kurmaktır. Siyaset biliminde bir kural vardır, boşluk kabul etmez." dedi. Başbakanlık yapığı dönemde Erdoğan ve AKP MKYK'nın kendisinden, "Sen başbakan gibi görün ama başkan olma, başbakanmış gibi yap ama yetki kullanma" talebinde bulunduğunu ifade eden Davutoğlu, "Ben kendimi bilirim, benden her şey olur da düşük profilli olmaz" dedi. İşte Ahmet Davutoğlu'nun çarpıcı röportajının tamamı..

Özgürce Konuşulamayan Bir Yerde Problemler Çözülemez

"Bir ülkenin en dinamik gücü düşünce özgürlüğüdür. Katar'da ve Ürdün'de iki toplantıya katılmıştım, İslam dünyasının problemleriyle ilgili.  En temel problemin düşünce özgürlüğünün olmaması olduğunu söylemiştim. Sansür çok kötüdür ama en kötü sansür otosansürdür. İnsanların şahsiyetini yok eder. İnsanlar kendi kendilerini kontrol etmekten toplumu düşünmeye vakit bulamazlar. Maalesef öz eleştiri, bir içeriden eleştiri olarak söyleyeyim, otosansürün belki de en yoğun olduğu dönemden geçiyoruz. İnsanlar kapalı kapılar ardında başak türlü, kapıların önünde başka türlü, toplantılarda başka türlü konuşmaya alıştılar. Bir FETÖ var bir de FETÖ'ci yöntem var. Aslında bu takiye kültürü ile otosansür birlikte gelişiyor. Son üç yıl içinde bu ilk defa kapsamlı bir yayın. Çünkü mesela referandum öncesinde, yeni Anayasa paketi ile ilgili görüşlerimi anlatabilmek ve bazı kaygılarımı ifade edebilmek için doğrudan, dolaylı televizyon kanallarına çok girişimde bulundum. Biraz da 15 Temmuz'un etkisi içerisinde hiç kimse olumlu cevap veremedi. Vermedi demiyorum ama veremediler. Onun üzerine bir gazete ile mülakat yaptım. Sadece kaygılarımı tarihe not düşebilmek için Mülakat çıktığında hayretler içerisinde kaldım. En temel kaygılarım yer almadı. Kendi partisi iktidarda olan bir başbakan olarak. Bunu hicapla söylüyorum. Gazetemizi de tenkit etmiyorum. Bir tek onlar yapabiliriz dediği için onlarla yaptım. O gazeteye karşı da bir hükümde bulunmuyorum en azından mülakat yapma cesareti gösterdiler. En azından 'Kaygılarım var' ifadesi çıktığı için kaygılarım olduğu kayıtlara geçti. O günden bu güne bir çok kritik eşikte, acaba görüşlerimi beyan edebilir miyim diye yokladığımda ve son zamanlarda da maalesef, ki hepsi bize saygı duyan gazeteciler, durumu biliyorsunuz bizi mazur görün ifadesini ifade ettiler. Bu benim açımdan, bu ülkede yaşayan bir aydın olarak hicap duyduğum, belki de en temel kaygı duyduğum mesele bu. Özgürce konuşursanız her türlü problemi çözersiniz. Özgürce konuşulamayan bir yerde ise en basit problemler bile çözülemez."

Pelikan Çetesi..

Neden engellendiğimi ben de kendi kendime soruyorum. Mesela o trol çetesi, malum ismini zikretmek istemiyorum ama pelikan denilen çete, ki daha sonra yaptıklarıyla herkes tarafından malum oldu, bildiriyi ilk yayan, bildiri de demeyeyim başbakanlığımın son günlerindeydi. Benim gıyabımda imzalanan son MKYK toplantısı oldu. Bu bildirinin arkasındakileri biliyorum, kimlerden talimat aldıklarını, kimlerin finanse ettiğini biliyorum. 'Ben ne yaptım bu insanlara?' dedim. 'Acaba kendimde bir şey var mı?' dedim. Ki beraber birçok ateş çemberinden geçtiğimiz insanların desteğiyle beni istifaya zorlamak üzerine yayımlanan bu şey beni Alman ajanı ilan ediyordu. Gerçekten düşündüm. Ben ne yaptım ki bu kadar ağır bir ithamla karşı karşıya kaldım? 8-9 yaşından beri bir misyon içinde büyüdüm. O günden bu güne hayatımın en temel ilkesi bu ülkenin onurunu koruyacak insan yetiştirmekti. Benim bir yerde Türk aleyhinde bir şey söylediğime kimse şahit olmamıştır. Yurt dışında ülkemin onurunu ayaklar altına almadım. Şimdi başbakanım 5 yıl Bakanlık, 2 yıl başbakanlık, ve en yakın arkadaşlarım diye gördüğüm arkadaşlar gıyabında imza topluyor, bana hiçbir şey söylemeden, itiraz getirmeden, o topladıkları itirazın gerekçesini bana getirmeden, bir muhtıra vari bir tavır takınıyorlar. Ondan iki gün sonra da böyle bir metin. Organize olmamış olması mümkün değil. Bir organize var. O zaman sordum kendime. Ben de hata yapmış olabilirim. Ola ki yanlış bir takım politikalar geliştirmiş olabilirim. Hepsine açığım ama niye bu şekilde hedef alındım?

Bakınız bugün hâlâ 3 yıl siyasette bu bağlamda ilk kez konuşuyorum. 3 yıl sustum derken yanlış anlaşıldı. 3 yıl susmadım aslında, cumhurbaşkanımıza bütün o düşüncelerimi defaten bildirdim, parti içindeki o arkadaşlarımıza bildirdim. Bazen parti adına açıklamalar yaptım. Ama iç siyasi gelişmeler ve parti içiyle ilgili bir açıklama yapmamaya özen gösterdim. hep düzelir umuduyla.

AKP-MHP İttifakından En Başından Beri Rahatsızım

Dış politikada aldığım bir çok pozisyon dolayısıyla bir takım dış lobilerin hedefindeyim, bunu anlarım. içeride siyasette tekrar aktif olmamla, önleri kapanacak bir takım aktörlerin hedefindeyim, anlarım. AK Parti'nin girdiği ittifak ilişkilerine karşı çıktığımı ilk günden beri söyledim. unu geçen sene Cumhurbaşkanlığı seçi öncesinde Mart ayında Erdoğan'a da aktardım. Bu ittifak ilişkisinin AKP'nin doğasını bozmakta olduğunu ve MHP'ye oy kaçırmaya neden olacağını anlatmaya çalıştım. Bundan dolayı Bahçeli'nin bana öfkelenmesini anlarım. Çünkü siyasi rakip olarak görür, anlaşılır. Ama omuz omuza yürüdüğümüz kişilerin kendileri için makamını terk etmediğim arkadaşların, birliğimiz beraberliğimiz için, hukukumuz devam etsin diye. Her türlü fedakarlık göstermeye gayret ettiğim kişilerin hedefinde olmak. Ve benim hedefte olmamı da anlarım ama benim yakınlarımın, eşimin konferansının iptal edilmesini anlayamam. 

Başbakan Gibi Görün Ama Başbakan Olma

Devlet işleyişi bağlamında hata yaptığımı düşünmüyorum, başbakanlığı bırakmam konusunda. Bırakmamış olsaydım çok çirkinleşen bir siyasetin parçası haline gelirdim ve parti bölünürdü. O gece üç yol vardı önümde. (2 Mayıs gecesi) Kararı gece yarısı kalkıp, tek başıma bir yere çekilerek aldım. Çalışma odama çekildim. Bu muameleyi ne kalbim, ne aklım ne vicdanım kabul etti! Ne yaptım ben? Ter dökmekten, ailemi ihmal etmekten başka ne yaptım! Üç gün üst üste aynı yatakta yatmadım ben. Üç yol var önümde. Bir; MKYK ile bana, 'Sen başbakan gibi görün ama başkana olma, başbakanmış gibi yap ama yetki kullanma' dendi. Bunu benden Cumhurbaşkanı ve MKYK'da imza atanlar istiyordu. Ben kendimi bilirim; benden her şey olur da düşük profilli olmaz. (Kukla mı demek istiyorsunuz?) Öyle bir ifadeyi dolaylı da olsa kimseye söylemem. Ben böyleydim, akademik hayatta da böyleydim. İkinci yol, mücadele etmekti. Kongreyi kazansam bir türlü, kazanmasam başka türlü bölünürdü parti. İzzetle girdiğim yoldan izzetle çıkmanın yolunun çekilmek olduğunu söyledim o gün çalışma odamda. Keşke diyorum, bir ay daha sabredip Haziran ayında vize muafiyetini alıp ayrılsaydım. Aynı gün AB Komisyonu AB Konseyi'ne Türkiye ile vize muafiyeti başlatılması kararını gönderen kararı gönderdi. Ve Haziran ayı içinde kalkacaktı. Siyasi etik kanunu vardı, o zaman. 72 maddeden 7'si kalmıştı. Siyasi etik çıksın sonrası daha sonra tamamlanır gibi bir durum vardı. 

Rus Uçağının Düşürülmesi

2012 Haziran’ında Suriye uçağı bizim uçağı düşürdü. Başbakanımız o dönem angajman kuralları ilan eti. Türk sınırına 5 km yaklaşan uçaklar vurulur şeklinde. Bu andan itibaren yerine getirilen talimatlar Başbakan’dan alınmış sayılır. Ben başbakan olunca bu angajman kuralları yenilendi. G-20 Zirvesi nedeniyle Putin geldiğinde bu konulara dikkat edilmesi gerektiği söylendi. Bizim hava sahasına girip Bayırbucak Türkmenleri vuruluyordu. Bunlar Rusya’ya iletildi. Rus uçağı düşürüldüğünde kesinlikle açıklama yapmayacaksınız, ‘ Sınırlarımızda kimliği belirsiz bir uçak düşürülmüştür’ diyeceksiniz dedim. Rusya ile de bu durumu paylaşmamız lazım dedim. O arada da Rusya aynı şeyi düşünmüşüz gibi uçağımız düşürülmüştür diye açıklama yaptı. Hangi işgüzar bilmiyorum ama 10 dakika sonra Cumhurbaşkanlığı’ndan Rus uçağını düşürdük diye bir açıklama yapıldı. Hemen Genelkurmay Başkanı'yla görüştüm, bir iletişim hatası olduğunu söyledi ve o açıklama 2 dakika içinde geri çekildi. Komşu ülkelere izah edin, kimse bu olaydan sonra kaygı duymasın dedim. Putin’in hemen aranmasını arz ettim Cumhurbaşkanı’ndan. Ben öğleden sonra hükümete açıklamak üzere ayrıldım. Akşam 5’te görüştüğümüzde Putin’den sert bir açıklama geldi. Kimseyi suçlamak için söylemiyorum. Olayın seyri budur. Sonra Ruslar ile iletişime geçtiğimizde bu yanlış açıklamanın neye sebebiyet verdiği ortada. Bir gün sonra grup konuşmam var. Diyorum ki Rusya bizim dostumuz, bir iletişim hatasından dolayı bu ilişkiye zarar verilmemelidir. Bunun Rus uçağı olduğu bilinseydi bu netice olmazdı dedik.

Perde gerisi diplomasiye izin vermek gerekir. Ben ne denmemesi gerektiğini söyledim. Kim yaptırdı o açıklamayı? Reuters o açıklama üzerinden verdi ve o arka kapı diplomasisinin imkânı kalmadı. Ben hiçbir krizi tansiyon yükselterek yönetmedim. Peki talimatı kim verdi? O güvenlik toplantısında genelkurmay başkanımız haklı olarak dedi ki, pilotla ilgili çok söylemler var. FETÖ’ydü bilmem neydi. Bunu araştırın dedim, bu pilotun bir yanlışı varsa derhal tedbir alın yok değilse bana bilgi verin. Silahlı kuvvetlerimizin vatan görevi yaparken tereddüt etmesine ben izin vermem. Sorumluluk bana aittir. Ertesi gün geldiler, geçmişini kontrol ettik ve herhangi bir FETÖ geçmişi yok dediler. Bunun üzerine bir açıklama yaparsanız güzel olur dedim. Talimatı ben verdim dediğim cümle, o Rus uçağı ile ilgili talimat değildi. Ben özeleştiri yaparım. Nitekim Suriye’de hesap hataları olduğunu söyledim.

Hakaretlerin beni en çok üzen tarafı, omuz omuza verdiğimiz arkadaşlarımızın sessizliği. Cumhurbaşkanı’na da söylüyorum, bu ortak sorumluluğumuzdu demeli. O gün o kulisin sebebi, perde gerisi diplomasiye izin verilmemesiydi.

ahmet davutoğlu ahmet davutoğlu yeni parti ahmet davutoğlu röportaj başbakan gibi görün ama başbakan olma
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Merkez Bankası Faiz Kararı Sonrası Piyasalar
Merkez Bankası Faiz Kararı Sonrası Piyasalar
YKS Tercih Dönemi Ne Zaman Bitiyor? YKS Yerleştirme Sonuçları Ne Zaman Açıklanacak?
YKS Tercih Dönemi Ne Zaman Bitiyor? YKS Yerleştirme Sonuçları Ne Zaman Açıklanacak?