"Kanal İstanbul Sonrası İstanbul'u Kötü Bir Koku Kaplayacak!"

Türkiye Denizleri Uzmanı Prof. Dr. Cemal Saydam Kanal İstanbul projesi için çok kritik açıklamalarda bulundu...

Hilal Mert

Geçmiş zamanda ortaya atılan Kanal İstanbul projesi son günlerde gerçekleştirilmek üzere masadaki yerini aldı. Türkiye'de ve yurt dışında yaptığı araştırmalarla iklim değişikliği ve çevresel sorunları irdeliyor, ayrıca bu proje özelinde Türkiye'deki denizlerin yapısal özellikleri konusunda da bir uzman Prof. Dr. Cemal Saydam'ın Kanal İstanbul'a dair yazısı Arkitera'da yayınlandı. İşte o yazıda yer alan dikkat çeken ifadeler...

Normal koşullarda Marmara'dan gelip Karadeniz'e giden bir gemi 30 km uzunluğundaki Boğaz boyunca en az 30 cm yokuş çıkmak zorunda kalır. Nedeni de Karadeniz'in Marmara'ya göre ortalama en az 30 cm daha yüksek olması. Eğer poyraz varsa ve de aylardan Haziran ya da Temmuz ise bu yükseklik 70-80 cm hatta 1 metreye kadar çıkabilir. Hatta yol boyunca tuzluluk azalırsa suyun kaldırma kuvveti de azalır ve gemi suya daha da batar, motorlar daha da zorlanır. İşte Türk Boğazlar sistemini dünyadaki diğer kanallardan ayıran ve de yerkürede sadece ama sadece bize has olan bu özelliğinin nedeni Karadeniz'e giren tatlı suların fazla olmasından kaynaklanmaktadır.

Karadeniz'i devasa bir havuza benzetirsek 2000 metre derinlikte ve dikey karışımın olmadığı olan bu bu havuzu boşaltan musluk da İstanbul Boğazı'dır. İstanbul Boğazı'na musluk denmesinin nedeni basit: Akdeniz ve de özellikle Doğu Akdeniz yazın sıcakta, kışın kuru poyraz rüzgarları ile sürekli su kaybeder. Buharlaşma yolu ile kaybedilen bu su nedeniyle Karadeniz'in fazla suyu İstanbul ve Çanakkale boğazlarından geçerek, Atlantik Okyanusu yüzey suyu da Cebelitarık Boğazı'ndan geçerek bu su eksikliğini tamamlamaya çalışır.

Karadeniz'e giren tüm sular nehir suyu veya yağmur suyu yani tatlı su. Peki Karadeniz neden tuzlu? İstanbul Boğazı gözlerinizin önünde nasıl akıyor ise görmediğiniz alt tabaka da aynen öyle akıyor, tek bir farkla, ters tarafa yani Karadeniz'e doğru. Bu akıntı Karadeniz'de, Akdeniz ile aynı tuzluluğa ulaşana kadar sürüyor.

Prof. Dr. Cemal Saydam Kanal İstanbul için; "arkadaşlarımla oturup tartışınca da her birimiz bir başka açıdan ama sonuç olarak tam bir "felaket senaryosuna" ulaşıyor ve ürküyoruz" diyor.

Peki ortaya çıkan felaket senoryası nedir?

Prof. Dr. Cemal Saydam'ın ifadesi şöyle;

"Havuzu dolduran musluklar belli, siz onları, yani havuza giren suyu arttırmadan havuza ikinci bir musluk takarsanız ne olur? Havuz boşalır ama deniz bu elbette su boşalmayacak ama ortalama 30 cm yüseklik zamanla azalacak 20 cm, 10 cm olacak. Ancak su seviyesi düşmeyecek çünkü bu eksiklik hemen Akdeniz suyu ile tamamlanacak. Karadeniz'in tuzlanma oranı artacak.

Yerkürede sadece bize has bir deniz, başka örneği de yok. İşte bu nedenlerden dolayı Kanal İstanbul'u bir Süveyş'e hele hele bir de görseldeki Panama'ya benzetmek denizlerimiz hakkında hiçbir şey bilmemek anlamına geldiğinin ilanı olmaktadır.

Akdeniz masmavi ama denizin çölüdir. Yani besin namına hiçbir şey yoktur. Bu nedenle de Akdeniz'de ekonomik balıkçılık yoktur, olmaz, olamaz da. Karadeniz, yemyeşil ve de kuzeybatısı, nehirlerin önü kırmızı. Yani her yerde besin bol bazı yerlerde ise daha bol. Ya Marmara, besin kaynıyor, tam da balıkların istediği bir ortam. Ben Marmara'yı astımlı çocuğa benzetirim. Annesi sağlıklı babası ise sağlıksız bir evlilik sonrası meydada gelen solunum zorluğu çeken bir çocuk. Ömür boyu dikkat edilmesi gerekiyor. Biraz fena davranırsanız çökebilir, asla da düzelmez bir rahatsızlık.

Kanal İstanbul her nerede yapılırsa yapılsın, Karadeniz suyu bu insan yapımı, dibi dümdüz ve 25 metre derinlikteki ikinci kanaldan Marmara'ya doğru hızla akmaya başlayacak ve merhaba diyecektir. Ama pek de hoşgeldin dedirtecek cinsten olmayan bir kucaklaşma olacaktır bu. Çünkü bu yeni fabrikanın üreteceği organik yük zaten sınırda olan alt tabakadaki oksijen seviyesi üzerine ek bir yük olarak binecek ve kısa bir zaman sürecinde zaten bitti bitiyor sınırında olan alt su oksijensiz kalacaktır.

Bu sudaki kimyasal dengeler tamamen değişecektir. Suyun besini daha da bol hale gelecek ve her iki fabrika daha çok organik madde üretmeye başlayacaktır. Bu da üst tabaka için daha fazla organik madde üretimi anlamına gelse de alt tabaka için ilave yük demek olacak ve alt taraftaki kimyasal yapı çok daha kötüleşecektir.
 
Bu senaryolar birleşince alt sudaki hidrojen sülfür konsantrasyonu kısa zamanda hızla artacak ve her lodos sürecinde alt suyun üst su ile karışması ile atmosfere de çıkacaktır. Lodos rüzgarlarıyla hidrojen sülfür kokusu İstanbul'a doğru taşınacak ve tüm şehir zamanla artan koku ile kaplanacaktır.

Zaman içerisinde İstabul'un kanalizasyon projesi de bu sudan etkilenecektir. Boğaz boyunca üst su ile karışım noktalarında da suyun kalitesi bozulmaya başlayacak ve Marmara'nın üst suyunun da kalitesi hızla bozulacaktır.

Tüm bunlar zaman içerisinde Karadeniz'in ekolojisini de etkileyecektir. Rus ve Ukraynalı bilim adamları da bunları bildiği ve geleceği benim kadar kestirebildikleri için bu projeye kesinlikle karşı çıkacaklardır."

Erdoğan Akdeniz Cemal Saydam Kanal İstanbul Karadeniz Marmara
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kadın Dizisi Son Bölümde Neler Oldu? Kadın Dizisi 39. Bölüm Yeni Fragman İzle
Kadın Dizisi Son Bölümde Neler Oldu? Kadın Dizisi 39. Bölüm Yeni Fragman İzle
Süper Lig'de İddia'nın Şampiyonluk Oranları Değişti. İşte İddia'nın Şampiyonluk Adayı
Süper Lig'de İddia'nın Şampiyonluk Oranları Değişti. İşte İddia'nın Şampiyonluk Adayı